2022-08-18
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Davut Bilinmiş
 
Ortadoğudaki gelişmeler ve Kürtler
2013-09-10 00:09
Davut Bilinmiş

Ortadoğu yoğun fırtınalarlan kasıp kavrulurken,toplumsal dönüşümlerin ve dirençlerin kıyasıya bir çatışması ile karşı karşıyayAdır.Mevcut statüko ve iktidarların oluşumunda kenara itilen Kürt halkı,muhtemelen değişim ve dönüşümün sonuçlarından en fazla etkilenecek kesim olacaktır.

Ortadoğunun bu değişim ve dönüşümünden, içerden ve dışarıdan etkilenen devletler kendi ulusal çıkarları için, yeniden şekillenecek coğrafyada , pozisyon almak istemeleri son derece doğaldır. Pozisyon almak istiyenlerin arasında kuşkusuz yıllarca kürt halkının ulusal özgürlüğünün önünü,Uluslararası çıkar ilişkileri ile beraber tıkayan,Türkiye,İran,Suriye ve Irak ta vardır.Bu devletler yıllarca kürt halkının özgür olmasını engellemek için,birlikte hareket ettiler,(Bağdat paktı gibi) bu değişim sürecinde birlikterliklerinden bahsetmek pek mümkün görünmemektedir,farklı kulvarlarda ve hedeflerde yürüdüklerini görmekteyiz.Yıllarca kürtlerin ulusal taleplerini,en acımasız yöntemlerle engelliyen statükocu iktidarlar,bu süreçte kürtleri kendi müttefikleri olarak görmek ve göstermek isteyebilirler.Ancak Kürtlerin geçmişten de ders çıkararak,yüzyıla yakındır inkar,asimilasyon ve imha politikalarını güden bu geçmiş iktidarların,fırsat bulurlarsa yeni Bağdat paktlarını ve benzerlerini oluşturmamalarının garantisi yoktur.

Kürt halkının ulusal sorunu,Orta doğuda en önemli sorunu olmaya devam ediyor.Güney parçasının diğer parçalara nazaran farklı bir konumda olduğunu söylemek mümkündür.Ancak henüz istenilen biçimde ulusal kurumsallaşmasını yapabilmiş değiller.Buna rağmen diğer parçalardaki kürtlerin,güneydeki kazanımı önemsiyerek ve kendi mücadelelerinde yol gösterici olması gerekir.Tarihte Kürtlerin hep masada ve diplomaside kaybettiğini unutmadan,güney parçasının ,ulusal çıkarlarını,uluslararası çıkarlarla paralelik içinde yürüterek,verdiği diplomasinin,diğer parçalardaki kürtlere de çok önemli bir ders olması gerekir,Günümüzde hiçbir çıkarı olmadan,,başka bir halka veya ezilen bir ulusa el atmak,yardımcı olmak, dayanışma göstermek,uluslararası ilişkilerde görmek mümkün olamamaktadır.

Kürtlerin nüfus olarak en fazla olduğu Türkiyenin bugünkü pozisyonu analiz edilecek olursa ,Cumhurriyetin kuruluşundan AKP iktidarına kadar Türkiyeyi,Asker sivil brokrasi yönetmiştir,konjoktürel gelişmeler ve AKP hükümetinin dik duruşu ile Türkiye halklarının verdiği destek sayesinde vesayet iktidarı sonlanmıştır.Resmi ideoloji ve kadroları yavaş yavaş tasfiye edilirken,yargı sistemindeki reformlar ise askeri vesayetin sonlanmasından daha az önemli değildir.

Ayrıca Türkiye ,Kürt halkının inkarından vazgeçerek,demokratik adımlarla kürtlerin insan hakları boyutundaki yaşamlarında olumlu adımlar atmıştır,yıllar önce bölünme sebebi olarak gösterilen çok şey, bugün serbest durumdadır.Vesayet rejiminin sona ermesi yönünden kontrol sağlanırken,PKK nin silahlı mücadelesinin sonlanmasının önündeki önemli engelin aşılması ile beraber şiddetin sonlanmsı yönündeki süreç olumlu olarak devam etmektedir. Türkiyenin değişim ve dönüşüm yönündeki gelişmelere karşı dirençler de devam etmektedir,direnç gösterenlerin başında CHP yi ayrı bir yere koymak gerekir,gösterdiği çabalar ve ilişkileri açıkça bunu göstermektedir. (Suriye, Maliki ve mısır ziyaretleri gibi).

Kürtlerin Ortadoğudaki bu gelişmelerden süreci kendi lehlerine dönüştürmesi için çok sağlıklı bir politika izlemesi gerekir. Türkiyedeki gelişmeleri izlerken dikkatlerden kaçmaması gereken bir husus var ki, AKP nin bariz bir şekilde Kürtlerin eski sisteme (Kemalist sisteme) karşı aktif bir rol almalarını istemediği belli iken,bu da kürtlerin yeni yapılanmada söz ve karar sahibi olmalarını engellemek en azından geri plana itmek istediği ortadadır.Kürtlerin de bu değişim ve dönüşüm sürecinde, inkar ve asimilasyon politikasının temellerini atan Kemalist sisteme karşı izleyici durumuna düşmesi kabul edilemez. Devletin yeni yapılanmasında,mevcut sisteme karşı seksen yıllık politakaya karşı çok aktif bir rol üslenmesi ve pozisyon alması gerekir.

Kürt halkının en çok destek verdiği BDP nin Kemalist sistem ve yapılanmalarına karşı seyirci kalması,görmemezlikten gelmesi,kürt halkının demokratik mücadeledeki enerjisini eski sistemin dirençlerine karşı kanalize etmesi gerekir iken,çatı partisi nin geleceğine kitleleri kanalize etmeye çalışması manidardır.Olası sonucunun ise Kürt halkının kırk yıllık örgütlenme ve mücadelele hedeflerine uymadığı ortadadır.

BDP nin dışındaki parti,dernek,şahsiyet ve aydınların ulusal talep kategorisinde buluşarak,kürt halkının yeni bir lozanı yaşamamsı için,birlik,beraberlik ve günümüzün koşullarına uygun mücadele biçimlerini geliştirerek,kürt halkının ,inkarı ve yok olması üzerinde inşa edilen sisteme karşı demokratik mücadelelerini güçlendirerek,Türkiyenin değişim ve dönüşüm sonucundaki yeni yapılanmasında, söz ve karar sahibi olması gerekir.

Sonuç olarak Kürtlerin Ortadoğu ve Türkiyedeki değişim ve dönüşüm yönündeki gelişmelerde aktif bir rol alarak,sürece uygun, kendi geleceğini tayin edecek bir örgütlenme ve çalışma içine girmelidir.Bu çalışmalarını ulusal çıkarlarını,uluslararası diplomasiyle paralellik içinde yürütülmesi gerekir.Kısacası Kürtlerin bu yüzyılı da ulusal özgürlüğüne kavuşamadan heba etme lüksü yoktur.

Davut BİLİNMİŞ

dbilinmis@gmail.com
Print