2020-06-07
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Metin Can
 
Kemal Burkay ve Anılar - Cilt 3 Üzerine
2020-04-22 22:32
Metin Can
Aslında okuduğum kitaplar hakkında yazı yazmak istediğimde kapaktaki başlığını kullanırım.

Korona sayesindeki ev hapsinden kaynaklı, okumak için sıraya koyduğum kitapların başında Kemal Abi’nin anıları vardı. Kitabın kalınlığı gözümü korkutmasına rağmen 664 sayfayı devirdim. Okuma alışkanlığı olmayan diyarlarda bu kadar kalın kitabın 3 bölümde olması daha iyi olurdu diye düşündüm. Ama bu kez böyle olmadı; nedeni ise çoktandır düşünce olarak kek Burkay’la ilgili bir makale yazmak vardı.

Amacım Kek Burkay’ı yazmak, ya da bir yerlere koymak hiç değil. O, verdiği edebi ve siyasi ürünlerle, ilkeli, uzun soluklu ve başı dik mücadelesiyle tarihteki yerini almıştır. Bu tür yazılara ihtiyacı yoktur. Sadece hem Anılar’daki zorlu mücadeleyi okurken hem de kendisini az da olsa tanıyan biri olarak Kürt halkının meşru davasındaki katkıları için kendimce teşekkür etmek.

Anılar 3’ü okurken aldığım bazı notlardan izlenimlerim: Sosyalizm bilgi donanımlı, sürekli gelişen, çağın gereksinimlerine göre yenilenebilen yaşam tarzı biçimine dönüşmediği sürece, birey, örgüt ve toplumlarda feodal kalıntıların azalması, okumuş kesimlerde de küçük burjuva konformizminin aza indirgenmesi mümkün değildir. Sosyalist ideallerin neden heder edildiği pratik örneklerle Anılar’da yazılı.

Uluslararası sömürge olan Kürdistan’ın üzerindeki baskılar, global sermayenin sömürü ilişkileri ağının, Kürdleri nasıl da hem parçalayıp yönetmek hemde birbirlerine karşı savaştırmak için ne gibi planlar kurduğunu, bunun hayata geçmesi içinde hem Kürdistan’ı bölen devletler hem de aynı devletlerin uluslararası diplomatik çalışmalarında nice milyar dolarlar harcandığını, adeta Kürdlerin varlığının sermayenin çıkarlarına kurban edildiğini, yapılan diplomatik çalışmalar sırasında kimi iyi niyetli söylemler dışında ileriye gitmediğini gözlemliyorsun.

Zamansız ve çok ileri istemlerle nice birlikteliklerin heder edildiğini yada ettirildiğini görüyor ve hala bu konuda ısrarlı olanlara hayret ediyorsun.

Yapılan bu denli değerli çalışmaların kadrolar tarafından yeterince Kürd toplumuna yansıtılmadığını görüyorsun. Kendi yağında kavrulma, ilke olarak öz gücüne dayanma, davayı doğru kavrama ve diplomatik çalışmaların yoğunluğunu his ediyorsun. Toplumunaydınlanması sağlanmadan özgürlük yolundaki çalışmaların her zaman sekteye uğrayabileceğini deneyimlerle izliyorsun.

Global sermayenin sömürgesi olan Kürdistan’da sivil savaşın (itaatsizliğin) can alıcılığını okuyorsun.

Kürd örgütlerinin ne kadar sağlıksız bir rekabet içine düştüğünü veya düşürüldüğünü görüyorsun.

Demokrasi kültürünü içselleştirmeyen kişi, örgüt, toplum ve devlet organizasyonlarınca sorumluluğun, adaletin, şeffaflığın, eşitliğin nasılda suistimal edildiğini ve hatta küçümsendiğini görüyorsun.

Bu kadar alavere dalavere arasında sabırla çalışmak, bütün bu olumsuzluk ve zorluklara rağmen yola devam demek için kişinin bir nedeni olmalı; kanımca oda insana ve doğaya yaraşır yaşam sevdasıdır.

Çarin’in dörtlükleri bu kitabı okuduktan sonra daha da anlaşılır oldu. Buna, yaşamın içinde sosyolojik, politik yapısının damıtılması diyebiliriz.

Yaşanılan bunca acılarda Kürdistan’ı bölen devletlerin ve yönetimlerin meşruiyetlerini çoktan kaybettiklerinin bilincine varamayan Kürdlerin daha çok çekecekleri olacak.

Her kesin 7 sayfalık ‘İkinci Yurt Dışı Konferansı Sonuç Bildirisi’ni bir daha okumasını öneriyorum

Onlarca yıl geçmesine rağmen çok derli toplu ve hala geçerliliğini koruyan güzel bir bildiri (sayfa 486.492). Dengê Kürdistan’da da bir daha yayınlanabilir.

Temel ilkelerinden biri olan ulusal birlik için verilen çabaların verimini zaman gösterecek, samimi olmayanları da tarih yargılayacak. Düşünceyi donduranlar, dünyanın kendi çevrelerinde döndüğüne inana dursunlar…

Aydınlanmaya ve aydınına düşman ettirilen birey ve toplumların geleceği parlak değildir. Değerlerine sahip çıkamayanlar sahipsiz kalır, yenilenmekten korkanlar yenilir, üretemeyenler geçmişle beslenir, öngörülü olamazlar.

Bütün bu çalışmaların bir bedeli vardır elbet, ama ayni zamanda bu ürünler gelecek nesillere belgeli miras olarak kalacak.Başkaları bırakılan yerden devam edecek ve eninde sonunda Kürdistan özgür olacak.

Kendi adıma yaptığın çalışmalar için teşekkürler! İyi ki varsın, bazıları kıymetini bilinmese de dünyayı yaşanır kılanlardansın.
Print