2021-03-05
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Arif Sevinç
 
HAK-PAR ve Teşkilatlanma üzerine
2021-01-11 16:35
Arif Sevinç
İnsan çok karmaşık, çok kompleksörgütler ağı içinde var olur. Basitten karmaşığa her işimizi ancak örgütler vasıtasıyla gerçekleştirebiliriz.

Örgüt toplumsal ihtiyaçtan doğar, belirli bir amaca ulaşmak için insanların iş birliği içinde olmasını ifade eder. Örgütlerin biçimi, yaygınlığı hedeflenen amaç tarafından biçimlenir.

Siyasi örgütler de bir toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanır. Her örgüt gibi amacı, hedefi, kuralları, hiyerarşisi ve bir kültürü vardır.

Bu örgütler toplumu tahlil eder,sorunlarını tespit eder, çözüm önerilerini,önceliklerini belirler,hedefini bir program halinde ortaya koyar ve bu hedefe ulaşmak için toplumu ikna eder,desteğini alır.

Toplumsal destek ancak yaygın,toplumun dokularına nüfus eden,pratik içinde test edilerek kabul gören teşkilat ve kadrolar ile gerçekleşebilir.

HAK-PAR da bir siyasi örgüttür. Amacı başta Kürt sorunu olmak üzere tüm toplumsal problemleri çağdaş,barışçıl yol ve yöntemlerle çözüme kavuşturmak, hedefi ise adil,eşitlikçi, demokratik bir düzen/ülke inşa etmektir.

Bu çok büyük bir iştir ve alabildiğine güçlü bir halk desteğini gerektirmektedir.

Halk desteği ise, öngörülü, sürekli değişen iç ve dış konjonktürü iyi okuyabilen, toplumsal altüst oluşlara, değişimlere hedefleri doğrultusunda uyum gösterebilen, planlı, istikrarlı, savrulmayan, önceliklerini iyi belirlemiş, çalışkan bir kadro yapısını ve bu kadronun sabırlı, disiplinli, özverili çabasını zorunlu kılar.

Bu kadrolar üstlendikleri sorumlulukların bilincinde olarak tam bir adanmışlık ile parti çalışmalarını yürütmeleri gerekir.

Aldıkları görevle hem fiziksel hem duygusal olarak bütünleşmeden, tüm dikkatini partide üstlendikleri işe vermeden başarı sağlamanın mümkün olmayacağı açıktır.

Zira çok riskli ve yüksek rekabet ortamında sürdürülen siyaset, ancak kadroların adanmışlığı ile gerçekleşebilenbirikim ve ustalıkla yürütülebilir.

Bu kadroların yeteneklerine, birikimlerine, partiye ayıracakları zaman ve enerjiye göre pozisyon almalarını sağlamak,bu konuda azami bir şekilde rasyonel davranmakörgütün ayakta kalması ve hedeflerine doğru yürüyüşü açısından hayati önemdedir.

Önceden belirlenmiş kuralları,yaptırımları da içeren örgütte her şey bir fikir ile başlasa da, bu fikrin programlaştırılması,programın hayata geçirilmesi için gerekli çalışma prensiplerinin ortaya konması, bu prensiplere ciddiyetle uyulması, söz konusufikrin kurumsallaşması açısından zorunludur.

Başta yöneticiler olmak üzere tüm kadrolardan partinin kuruluş felsefesi, programı, kongre kararları dışına çıkmamaları, çalışma prensiplerini yani tüzük kurallarını ihlal ederek çürümeye veiç çatışmalara neden olmamaları beklenir.

Bir kişinin partiye nasıl üye olacağı, ister genel başkan ister sıradan bir üye olsun hangi haklara sahip olacağı, hangi sorumlulukları yükleneceği, belde, ilçe, il örgütlerinin nasıl inşa edileceği, bu kurulların yetki ve sorumluluklarının ne olacağı, kadın, gençlik ve diğer komisyonların, parti meclisi, başkanlık kurulu, kongre gibi kurulların nasıl seçileceği, toplanacağı, nasıl karar alacağı,nasıl işleyeceği, partinin mali kaynak temini, bu kaynağı kullanma prensipleri tüm ayrıntıları ile önceden yazılı halde tespit edilmesi, ola ki bir boşluk ile karşılaşılırsa yine Parti meclisi eliyle çıkartılan ve kongrede onaylanan genelgeler ile o boşlukların doldurulması bu hassasiyetin bir sonucudur.

Parti olmanın gereği olarak yapılacak işler de, açıklamalar da; onaylanan, altı imzalanan belgelerde(tüzük, program, kongre kararları vs.) ifade edilen kurallar çerçevesinde yürütülür, yapılır.Keyfiliğe, şahsiliğe müsaade edilmez.

Bu parti içi kurallar silsilesi ile yaratılan bürokrasi ve kültür, hedeflenen toplumsal yapı veya devletin de tohumu olacaktır.

Elbette herkes kendi düşüncesini yetkili organlara götürme ve karara dönüştürme hakkına sahiptir. Ancak bu karar alma süreçleri yaşanmadan hiç kimse kendi düşüncesini, kendi kararını partinin düşüncesi olarak görüp, parti kararı gibi sunamaz.

Parti adına yapılan her açıklama, geliştirilecek her politik tutum, atılacak her adım tüm partiyi bağlayacağından yetkili organların veya bu organlar eliyle görevlendirilmiş kurulların onayından geçer.

Bu yolla aynı zamanda parti içinde söylem ve eylem birliği sağlanır.

Partiyi yetkili organlar eliyle yönetmek, mümkün olduğunca herkesi karar süreçlerine katmak ortaklaştırmak, sıkça il örgütlerinin, hatta tüm tabanın görüşlerine başvurmak, onları bilgilendirmek, eğilimlerini alarak politikalar üretmek başarı için zorunludur.

Özcesi, her şart altında kurulları çalıştırmak, tüm kararları kolektif hale getirmek, yazılı halde belgelemek, arşivlemek parti olmanın gereğidir.

Diğer yandan; Partilerde, program ve çalışma prensiplerine uygun ve uyumlu kadroların bir araya getirilmesi için azami çaba harcanması hayati önemdedir.

Zira partilerin, programlarını gerçekleştirmek doğrultusunda aldıkları kararlarını hayata geçirecek olan kadrolardır.Bir partide başarı, kongrelerde alınan kararların hayata geçirilmesi kadroların performansı ile sağlanır.

Partilerde sorumlu mevkide olan belirleyici kadrolar; Genel Başkan, Parti Meclisi ve onun içinden seçilen Başkanlık Kurulu üyeleridir. Bunları yerellerde il- ilçe başkan ve yöneticilerinin takip ettiğini söylemeye gerek yok.İki kongre arasında partiyi yönetecek kadrolar bunlardır.

Kongrelerde kendi iradeleri ile görevlere talip olanlar, seçildiklerinde kendilerini bir sonraki kongreye kadar ağır bir sorumluluğun beklediğini bilerek görevlerine konsantre olmalıdırlar.

Sorumluluklarını gereği olarak programlı ve yoğun bir parti çalışması yapmak yerine gerekçeler üretmek etik bir durum değildir. Yönetici hem var olan sorunların farkındadır, hem de çok daha önemli sorunlarla karşı karşıya kalınacağını bilir.Zaten üstlenilen görevler bu sorunları aşmak, çözümler üretmekle alakalıdır.

Kişinin sorunlara işaret ederek, gerekçeler üreterek kendisini kandırması, görev ve sorumluluklarını yerine getirmekten kaçınmasısadece kendisine zarar vermeklekalmaz partiye de zarar veren sonuçlar üretir.

Kadrolar Partiyi kendi öznel konumlarına göre değil “kendilerini” partinin önceliklerine göre konumlandırmalıdırlar.

HAK-PAR ve öncelikleri;

HAK-PAR’ınbu koşullarda en önemli önceliği yaygın bir teşkilatlanma ağını inşa etmek gasp edilen seçimlere katılma hakkını yeniden elde emektir.

Bunu başaran HAK-PAR güçlü yurtsever seçenek oluşturmada önemli bir eşiği aşacak, samimi yurtseverlerin legal-demokratik zeminde buluşma platformuna da dönüşecektir.

Ülkemizde güçlü, gündem belirleyen, savrulmayan, her seçim sürecinde birilerinin kuyruğuna takılmayan, yurtsever, demokratik, milli bir hat ancak bu zemin üzerinde inşa edilebilir.

Parti enerjisini doğru, rasyonel kullanmalıdır. Elbet HAK-PAR’ın kapıları birlikte çalışmak isteyen her kese açıktır, açık olacaktır. Ancak yüzünü 25 milyon Kürde çevirmek, yeni kadrolarla, samimi yurtseverlerle buluşma yolları aramak yerine, son 30 yıldır denenen ve ne yazık ki sonuç vermeyen, her seçim sürecinde birilerinin kuyruğuna takılma yarışına giren “eski kadrolar”ın peşine düşerek aynı pratikleri tekrar etmek pek akıllıca değildir.

Bu gün, başta örgüt ağını geliştirmek olmak üzere, kurumlaşma ve görünür olma hedeflerine ulaşmada da ciddi bir mesafe kat etmiş, hatırı sayılır birikime ve deneyime sahip olan HAK-PAR yöneticilerinin en önemli görevi, mevcut teşkilatların kongrelerini yinelemek, yeni teşkilatlar kurarak seçimlerebir seçenek olarak katılma koşullarını yaratmaktır.

Malum; Kürt toplumu üzerinde ki blokajlar giderek zayıflıyor, çözülüyor. Devletin karanlık merkezlerinde planlanan ve bir dönem başarıyla kullanılan proje yapıların son kullanma tarihi sona yaklaşıyor. Bu kesimlerin topluma sundukları sahte umutlara rağmen, söylemleri ile yaptıkları arasındaki zıtlık halkın tepkisine neden oluyor. Kitleler üzerinde yarattıkları hayal kırıklığı daha da yaygınlaşıyor.

Bu durum olumlu olsa da,kitlelerin ustaca kurgulanmış bu yapılardan uzaklaşarak doğru, yurtsever bir hatta yönelmesini beklemek, , bu kesimin karanlık yüzüne ayna tutmak, sosyal medyada “işte bakın ne dediler”, “bakın ne yaptılar”, ”kınıyoruz”, “lanetliyoruz” demekle yetinmek; vakit geçirmekten patinaj yapmaktan başka sonuç üretmemektedir.

Elbet bu tespitleri yapmak, toplumu uyarmak, bilinçlendirmek çok önemli bir görevdir. Ancak asıl sonuç alıcı olan HAK-PAR’ıkitlelere güven verecek güçlü bir legal alternatif olarak , il il, ilçe ilçe inşa etmek, toplumun seçimlerde doğru, yurtsever politikalara yönelmesini sağlayacak bir kanal sunmaktır.

Halk, arayış içinde…

Bu arayışın yeniden yanlış merkezlere yönelmesini engellemek ancak topluma istikrarlı, güçlü bir seçenek sunmakla mümkündür.

Geçmişe nazaran çok daha iyi çalışma koşulları oluşuyor. Yeni, çağdaş ve gerçekçi çözümler öneren, barışçıl, demokratik mücadeleyi esas alan yurtsever kadrolar açısından, politik çalışma zemini çok daha uygun hale geldi/ geliyor.

Bu fırsatları ustaca değerlendirmek gerekir.

Pandemi koşullarında dahi bu mümkündür. Hatta mevcut durum hızlı teşkilatlanma için çok daha avantajlı koşulları da sunmaktadır.

Bu hedefin gerçekleştirilmesi için hem Genel merkez aktif hale getirilmeli, Parti Meclisi harekete geçirilmeli, hem de yönetim mekanizması içinde olmayan tüm aktif üyelerin birikim ve enerjisinden yararlanma yolları bulunmalıdır.

Print