2021-04-20
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Kemal Burkay
 
İNSANLIK “10 ZENGİN”İN YA DA “YÜZDE BİR”İN KÖLESİ Mİ?..
2021-01-26 17:54
Kemal Burkay
Sosyal medyadaki yazılarımı izleyen dost ve arkadaşlarım bilirler. Şu pandemi döneminin başlarında, 2020 yılının Mart ve Mayıs aylarında sekiz bölümden oluşan bir yazı dizisi yayınlamış, bu yazılarda pandemiye, dünyamızın geldiği aşamadaki ürkütücü manzaraya, ona yol açan nedenlere ve bu kötü durumdan çıkış yoluna ilişkin görüşlerimi yazmıştım.

Bu yazı dizisinin sonuncusu olan “Çıkış Yolu Ne?” başlıklı ve 20 Mayıs 2020 tarihli yazımda şöyle demiştim:

“Tüm bu kötülüklerin kaynağı sınıflı toplum ve günümüzün kapitalizmi ömrünü artık doldurmuştur. İnsanlığın eşitlikçi, özgürlükçü, adil bir sistem kurmasından başka çözüm yok.

Kapitalistlerin kendiliğinden böyle bir değişime yönelmelerini beklemek düştür. Onlar korona öncesinde olduğu gibi sonrasında da yırtıcı bir kurt gibi aynı aç gözlülükle para ve servet peşinde koşmayı sürdürecekler.

Daha şimdiden, şu Covid-19 musibeti nedeniyle ortaya çıkan durumu kendilerine yontmak, bu dönemin tecrübeleri ile geleceği kendilerinden yana düzenlemek için çaba içindeler. Üretim sürecinde yer almayan yaşlıları ve çocukları eve kapamak, çocuklara ve gençlere evde, bilgisayar ve televizyon yoluyla ders vermek, daha çok robot kullanıp daha az işçi çalıştırmak, giderek insanları bir robota dönüştürmek…

……………………………………

Kapitalist ve emperyalistlerimiz bundan böyle bize bu tür bir yaşam tarzını dayatıp, eşitsizlik, soygun ve sömürü çarklarını bunun üstüne inşa etmeye çalışırlarsa hiç şaşmayalım.”


Bu satırları yazışımın üzerinden sekiz ay gibi bir zaman geçti. Dün ajanslara şöyle bir bilgi ulaştı:

“Son yıl içinde, yani pandemi döneminde, dünyadaki en zengin 10 kişi servetlerine 540 milyar dolar daha eklediler!”

Söz konusu haber onların zaten pandemi öncesi var olan dev servetlerinin ne kadar olduğunu söylemiyor, ama bu dönemde eklenen miktarı belirtiyor: 540 milyar dolar, yani adam başına ortalama 54 milyar dolar…

Milyon filan değil, milyar!...

Bu haberi dinleyince aklıma söz konusu yazım ve orada yazdıklarım geldi. Böyle olacağını bilmek için kâhin, ya da allame-i cihan olmak gerekmez elbet. Bu sistemin nasıl çalıştığını az çok biliyoruz. Hani “güttüğüm domuzu iyi bilirim” özdeyişinde olduğu gibi…

Düşünün, pandemi dünyada büyük çoğunluğun hayatını altüst etti. Dünyanın her yanını saran hastalık ve ölümler bir yana, insanlar eve kapandı. Yoksulluk, işsizlik arttı. Ama herkes bundan aynı derecede etkilendi mi? Yukardaki haber de gösteriyor ki hayır. Büyük çoğunluk olumsuz biçimde etkilenirken, küçük bir azınlık tam tersine başkaları için zor, hatta felaket olan bu durumdan yararlandı. Zengin ve yoksul arasındaki gelir uçurumu daha da büyüdü.

Yine geçenlerde ajanslara bir başka bilgi daha yansıdı: Dünyamızda nüfusun en zengin yüzde biri, dünya gelirinin yüzde ellisine, yani yarısına sahipti.

Bunlar ne çarpıcı gerçekler değil mi?..

Ayrıca, söz konusu zenginlerin kendileri üretenler, değer yaratanlar değil; aksine, çalışanların, üreten emekçilerin yarattığı değere konanlar, yani emek sömürücüleri… Öte yandan, söz konusu yoksullar ise çalışanlar, zenginlerin el koyduğu değeri yaratanlar…

Bu akıl almaz eşitsizlik, adaletsizlik karşısında akla ister istemezşu sorular geliyor:

Bizler, dünyadaki 7-8 milyar insan söz konusu 10 zenginin köleleri miyiz? Ya da insanlığın yüzde 99’u değilse bile, yüzde 50’si, söz konusu yüzde birin kölesi mi?

Söz konusu yazımda yukarıya aldığım bölümün ardından şöyle demiştim:

”İnsanlık ancak sosyalist bir sistemle bugünkü çıkmazı aşıp düze çıkabilir. Bunu yapacak olansa emekçi yığınlar ve bu gerçeği kavrayan gerçek aydınlar, tüm sorumluluk bilincindeki insanlardır.”

Evet, söz konusu yazımda, insanlığın bugün gelip dayandığı çıkmadan ancak yeni bir anlayış ve sistemle çıkabileceğini, bununsa sosyalizm olduğunu söylemiştim.

Şu pandemi döneminde sermaye sahiplerinin, insanlığın tüm acı ve sefaletine karşılık nasıl yüklerini tuttuklarına bakarak bile insan bu sonuca ulaşabilir, ulaşmalı. Sosyalizm için başka hiçbir neden olmasa bile bu yeterli nedendir.

Sosyalizm insanlığın kölelikten gerçek kurtuluşudur. Sosyalist bilinç ise insanın düşünce planında özgürleşmesi, düşünce dünyasını her türlü bağdan engelden kurtarmasıdır.

Sonuç olarak, çıkış yolu vardır. Acı çeken yoksul, işsiz, aç insanlara düşen, zenginlerin kendisi ya da ortağı olan egemenlerden merhamet beklemek değil, hem kendi kaderlerini değiştirmek, hem de dünyamızda genel olarak canlı hayatı ve doğayı bugün yüz yüze kaldığı yıkımdan kurtarmak için örgütlenmek ve mücadele etmektir.

Onlara gerekli olan bilinç ve örgüttür.

Biliyorum, bu hemencecik ve kolayca olacak bir şey değil; ama başka yolu da yok.

26 Ocak 2021

Print