2021-10-22
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Kemal Burkay
 
IRAK KDP’NİN GÖLGESİNE SIĞINANLAR
2021-09-16 10:59
Kemal Burkay
Bazıları da Güney Kürdistan yönetiminin, özellikle Barzani ailesinin ve Irak KDP’nin gölgesine sığınıp Kürt sosyalistlerine kara çalıyorlar. Oysa Barzani ailesi Kürt ulusal mücadelesinde geçmişten bu yana büyük rol oynamış, büyük bedeller ödemiş saygın bir ailedir. KDP yönetimi ne sosyalizme düşmanlık yaptı, ne de demokrasiye karşıdır.

Irak KDP’nin sloganı 1990’lara kadar “!rak’a demokrasi, Kürdistan’a otonomi” idi. Birinci Körfez Savaşı’nın (1990) ardından, otonomi hayata geçirildi. Kısa süre sonra da tek yanlı federasyon ilan edildi.

Geçmişte, partizan savaşı döneminde dağlarda Irak KDP’nin kamplarıyla Irak Kürdistanı Sosyalist Partisi’nin ve Irak Komünist Partisi’nin kampları yan yana idi ve ilişkileri son derece dostça idi.

Daha birkaç yıl önce Sayın Mesut Barzani, Irak Komünist Partisi’nin eski Genel Sekreteri Aziz Muhammed’e, “Irak ve Kürdistan Halkının devrimci davasına verdiği emekten dolayı” Ölümsüz Barzani Madalyası’nı taktı.

Bana da, 2012 yılında Güney Kürdistan’a yaptığım gezide, Kürdistan Parlamentosu’na yaptığım ziyaret sırasında, Kürt Halkının özgürlük mücadelesine ve Kürt kültürüne yaptığım hizmetlerden dolayı bir plaket hediye edildi.

Şimdi de KDP ve YNK’nın paylaştığı yönetim altında (bu iki örgütün ilişkileri zaman zaman çok kötüleşse de) Güney Kürdistan’da oldukça demokratik bir yönetim var. Hiçbir milliyetin, azınlığın dili yasaklı değil; Kürtçeyle birlikte beş resmi dil var (Arapça, Türkmence, Süryanice ve Ermenice). Tüm milliyetlerin siyasi partileri, okulları var. Tüm inançlar özgür. Tüm bu nedenlerle Güney Kürdistan Ortadoğu bataklığında adeta bir özgürlük adası gibi.

Görüldüğü üzere bu bayların, söz konusu sosyalizm ve demokrasi karşıtı yanlış görüşlerini Irak KDP’ye ve onun liderlerine mal etmeleri için hiçbir haklı neden yok.

SON SÖZ

İşte biz geçmişte de bir dönem yaygın biçimde ileri sürülen bu türden yanlış görüş ve tezleri etkisiz kıldık. Kimse bu görüşlerin avukatlığını yapmasın. Yanlış görüşlerin etkisiz kılınması Kürt halkının haklı davasına zarar vermez, aksine bu hareketin sağlıklı bir kanalda yürümesi ve hedefe ulaşması için gereklidir. Yanlış yollardan zafere ulaşmak mümkün değildir.

Yine kimse söz konusu yanlış görüşlerle Kürt ulusal mücadelesini ya da Kürt milliyetçiliğini aynı kefeye koymasın, aynı şey gibi göstermesin. Biz kendimiz, yani Kürt sosyalistleri de ulusal mücadelenin içinde, hatta ön saflarındayız. Ayrıca sosyalist olmayan Kürt milliyetçileriyle her zaman iyi, dostça ilişkilerimiz oldu. “Niye sosyalist değilsiniz!” diye kimseyi suçlamadık. Zaman zaman birlikte, omuz omuza mücadele ettik. Daha önceki bölümlerde anlattığım üzere onlarla ortak bir cephe kurmak için, hatta legal, demokratik bir partide bir araya gelmek için çok çaba gösterdik. HAK-PAR bunun son örneğidir, onun kuruluşuna öncülük ettik, hatta bu amaçla, var olan ve arkadaşlarımızın yönetimindeki Demokrasi ve Barış Partisi’ni bile birlik hatırına feshettik.

HAK-PAR Türkiye’de federal çözüme programında yer veren tek legal partidir. Talepleri arasında Kürtçenin de Türkçenin yanı sıra resmi dil olması, ilkokuldan üniversiteye kadar anadilde eğitim var. HAK-PAR aynı zamanda demokrasi mücadelesi veren bir partidir. Kürt halkının temel haklarına kavuşmasını ve ülkede demokratik bir sistem kurulmasını isteyen sosyalistler de, diğer Kürt yurtseverleri de (liberaller, sosyal demokratlar, muhafazakârlar) böyle bir partide bir arada çalışabilirler. Bunun için kimsenin dünya görüşünü ya da inançlarını terk etmesi gerekmez. Bu başarıldıktan sonra yollar ayrılır. Çoğulcu, demokratik bir sistemde herkes kendi dünya görüşüne uygun bağımsız bir siyasi parti oluşturup barışçı ve demokratik bir rekabet ortamında, o yolda yürüyebilir.

Şunu da eklemeliyim ki bizim geçmişte eleştirdiğimiz yanlış görüşler yalnızca bazı Kürt çevrelerinden gelmedi. Çeşitli konularda bazı Türk sol kesimleriyle de tartıştık, onlarla da aramızda polemikler yaşandı. Bu tür tartışmalar doğaldır, kadroların doğru ile yanlışı ayırt etmeleri için gereklidir.

Bazıları da yazdıklarım ve eleştirilere verdiğim cevaplar karşısında söyleyecek söz bulamayınca “Bu tartışma neden şimdi?” diyerek, onu zamansız buluyorlar.

Elbet söz konusu yazıları kaleme almam durup dururken değildi. Daha baştan belirttiğim gibi, sosyal medyada sosyalizme ve demokrasiye karşı bir takım yanlış görüşler, Kürt milliyetçiliği perdesi altında almış yürümüş ve bir salgın gibi pek çok insanı enfekte etmekte idi. Buna karşı sessiz kalamazdım. Sorumluluk duydum ve yaban arısı yuvasına çomak sokmak gibi de olsa, sonuçlarını göze alıp uyarı görevimi yaptım.

16 Eylül 2021

Print