2022-08-11
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Necla Çamlibel
 
Özgür, ezberbozan kadının bakışı çözüm odaklıdır
2022-02-12 10:41
Necla Çamlibel
Bir önceki makalemde de; ülkede barıştan, demokrasiden, eşitlik ve özgürlüklerden yana olan aktivistlerinin seçimlerde, özgür,ezberbozan, eşitlikçi politik kadın bakış açısına sahip Kürt kadın Cumhurbaşkanı adayının; Türkiye’nin temel sorunlarına bakışı, siyasetteki egemen eril bakışı değiştirecektir. Bu değişim, kitlelere güven vereceğini, hem muhallafetin rengini, hem de ülkedeki sorunların çözüme bakışını beraberinde getirecektir.

Neden özgür, ezber bozan kadın bakışı siyasete yerleşmeli?

Cuma günü, Eşitlik için kadın grubu-Eşik üyesi kadınların meclisteki konuşmasını dinledim; Onları dinleyince, bu çağrımın ne kadar da yerinde ve kadın bakış açısının, siyasete yer almanın ne kadar hayati olduğuduğunu beni doğrular nitelikteydi.

Ülkemiz topraklarında yaşayan tüm halk kesimindeki kadınlara karşı; savaş sürdürücü olan yönetici siyasi anlayış, partilerin, din grupların kadın düşmanlığı, yüzyıllık Cumhuriyet hükümetlerinin yaşamın her alanındaki baskıları, var olan eşitsizlik ve baskıyı derinleştirerek politaklarını sürdürdü.

19. yüzyıldan sonra daha görünür olan bilinçlenme, eril anlayışa, çağdışı cinsiyet ilişkileri sürdürücülere karşı da güçlendi, savaşı sürdürücü politik kesimlerin savunduğu, bu mücadalenin, sadece cephelere sürdürülenler olmadığını, geçen zaman içinde önemli bir Kürt kadın entekektüel tabakanın, toplumun üreten tabakası içinde yer alan kadınları, Kürdistanın siyasi ve toplumsal sosyal hayatını yeniden şekilenmeye zorladı.

Her dönemde, kadınların potansiyel siyasi gücü, kullanılmıştır. Ne yazık ki, kadınların kendi gücünü kendi lehlerine kullanımı, egemen siyasi irade veya parti yönetici iradeleri tarafından sürekli kısıtlanmıştır. Egemen eril erk, bunu Kürtlere empoze ettikleri savaş politikalarına yönlendirildiler.

Siyasi areneda, belirliyici güç olan kadın potansiyel açıdan çok etkin bir gücü teşkil etmektedirler. Bunu her siyasasi irade biliyor. Sorun, Kürtlerin, bu gücü nasıl yeniden harekete legal demokratik zemine taşıyacağıdır. Bu siyasi iradenin, siyasi areneda harekete geçirileceği, değişimi sağlayacak olan 2023 seçimleri de bunun için önemli bir fırsattır.

Kürt kadın Cumhurbaşkanı; devletin, tapınılacak bir mekanizma değil; devletin her ırk, sınıf, din, mezhep, cins toplumsal katmanların hepsine eşit düzeyde yaklaşan, o toplumsal katman içindekilerin refah ve eşit yaşamaları için çaba sarf eden, tüm kimliklere saygılı, Türk ve Kürtlerin eşit yaşama, hakkına hizmet ediyor olacaktır.

Yaşamının her alanında savaşan, yeni bir yaşamı inşaa etmeye çalışan kadının özünde, yeniden doğuş, yeniden yaratılış ve yeni bakış ve yaşamı yeniden inşaa eden, değişimci, çözüm odaklıdır. Bizler de, ülke toprakları üzerinde birlikte yaşadığımız halkların kadınları da, özgür, mutlu, kendi ve çocuklarının ve gelecek nesilleri konusunda kaygı duymadan yaşamak istiyor.

Bir kez daha altını çizmekte yarar görüyorum; Kürt kadını; sadece savaşan, elinde silah tutarak mücadele veren bir toplumsal tabakasından ibaret değildir. Ülke topraklarımızın bulunduğu coğrafyada yaşananları, kadınlar en derin şekilde gördü, deneyimledi, yaşadı. Şimdi, politik zemini zorlayan aktivistlerin tüm oluşturulan tecrübe, deneyimlerin demokratik legal zeminde kendi ülkesi için kullanmanın, rejim değişikliğin tam zamanıdır.

Politik arenada, yeni yaşam inşaa etmek için, artık “Türkiye’ye demokrasi, Kürdistan’a özgürlük “ şiarıyla anaç, birikimli kadın Cumhurbaşkanına, kadın blokuna ihtiyaç vardır. Ülkenin çoğulcu yapısına, renkliliğine , mor, kırmızı, sarı, yeşil beyaz tüm renkliliğine uygun, bu anlayışın karşılığı, Federatif bir devlet olmaktan geçer.

Türkiye’ye Federatif yönetim anlayışı, ulusların nefes almasını sağlayacaktır. Rahat nefes alan, doğru daha gerçekçi politikaların öncülüğünü yapacaktır. Demokrasi, bir canlının nefes alması gibidir. Bir canlının yaşaması için, doğru nefes ve tüm hücrelerine kadar gidecek oksijenin kan dolaşımını sağladığı gibi, demokrasi de, Türkiye’nin nefestir. Doğru nefes, sağlıklı bedenin temelini oluşturur. Sağlıklı beden, doğru düşünmeyi kolaylaştırır. Güçlü enerjiyi ve bu güç dönüşümü sağlar. Ülkedeki değişimin formülü. Türk’lere nefes, Kürdistan’a özgürlükten geçiyor.

Kürt ulusal mücadelisine şiddet politikalarının kattığı değerler ne yazık ki, halkımıza ve mücadelemize daha büyük zararlar yaşattığını bu makalenin konusu değildir.

Kürt kadınını, yüzyıllardır; Ortadoğu’nun barbarlığı, yönetim anlayışlarının din ve feodal yapı içindeki sıkışmışlığı içinde kalan kadında oluşturulan algıda, cazip görünen yol, sadece savaşçı ve elinde silah olan ancak özgür, ulusunu seven kadın olacağı sembolleriyle, kadınlarımızın özgürleştirdiğini söyleyen kesimlerin, halklara ve kadınlara, kazanım ne kaybettirdiklerini tarih yazacaktır. Her iki halkın, ullusal duyguları mıncıklayıp, savaş alanına sürükleyen politik anlayışın sonuçları, halklarının ülke toprakları üzerinde özgürce yaşamı hep engelendi.

Yıllarca, enerji ve yetenek beceriler düşünce eforumuzu bir siyasal anlayışının ne kadar yanlış ve halkımıza zarar verdiğini söylemekle geçti. Toplantıların büyük bölümü yanlışlıkları dilendirmek de, siyaset yapanlara zaman kaybı. Enerji kaybını getirdi.

Bu güne kadar, yapılanları da kazanım ve kayıplarıda, sadece bugünkü nesiller değil, gelecek nesiller taktir veya eleştireceklerdir. Tıpkı, iki yüzyılki macadeleyi yürütenlere sahip çıkıldığı gibi, bu mücadeleyi yürütenlere de notu, tarih verecektir.

Siz de taktir edersinizki, Kürt kadını her alanda eşi, yoldaşı, örgütü politik çalışmalarının içinde ve yanında yer aldı. Hiç sahnede görünmeyen, mutfakta yemek yapanda, cezaevleri kapılarında ilk defa köylerinden çıkıp eşini çocuğunu ziyaret eden, anne ve kızkardeşlerin, en tehlikeli zamanlarda koyunlarda yoldaşlarının, partisinin bildiiri ve genelgelerini saklayıp kendi çevresi ve halkına kitlesine ulaştıran da. Toplumun kadın üzerindeki olumsuz algısına, tabi tutulan ve buna rağmen mücadelisinden ve ideloloji ve yaratılan değerlere sahip çıkanların da, yazanı çizeni de, evinde anadilini çocuklarına ve torunlarına öğreten, dilin yaşamasını sağlayının da, siyasetçisinin, köydeki çobanın da, evinde aş kaynatanın da, evlat, eş kayıp veren tüm kadınların kısacası tüm insanlarımızın yarattıkları değerlerin her biri çok kıymetlidir.

Kadınlar her dönemde mücadelede vardı. Var olmaya devam etmeleri için de, az biraz desteklenmesi güven duyulması yeterlidir. Kadınlar, isterseniz karekter, isterseniz genetik olarak deyin daha direngendirler. Daha anaçtırlar. Daha çok hoşgörü ve daha toparlayıcı özelliklere sahipler. Kavgadan değil çözüm odaklıdırlar. Çatışmacı değil, yaratıcı özelliklere sahipler. Artık, yıpranmış, enerjileri düşmüşlerle değil; genç yaşlı fark etmiyor. Umudu olanların bir araya gelip, yönetimlerde, siyasal süreçte kadınların çoğunlukta olacağı mekanizmalar organlar desteklenmelidir.

Türkiye’de 90 sonrası kadın hareketi, özelde Kürt siyasi mücadelesinin somut deneyimi de gösteriyor ki, kadınların ve her tür eşitsizlik, cinsiyetçiliğe karşı, toplumsal barış savunucularının bulundukları siyasal anlayışı her ne olursa olsun, yan yana duruşunu dayatıyor.

Tarih bir kez daha gösterdi ki, yanlış politikalar onyıllardır ülkemizin etrafındaki şiddet sarmalının genişlemesine neden oldu. “Güçlü bir parlamenter sistem”, federal devlet olmaktan geçiyor. Siyasilerin “etle tırnak” anlayışı ülkeyi kanattı. Bu yaranın ilacı belli. Bunu herkesten önce hemcinslerim, Türk feministleri ve ülkesini seven kadın aktivistlere düşüyor. Biliyorsunuz ki, siyasi ataerkil toplum cesur kadınlardan korkar.

Bu kez de siz “kardeş”liğinizi, bu cesareti göstermeye var mısınız?

Not: Değerli okuyucularım; makalelerimle ilgili, görüşlerinizi ve önerilerinizi; necla.camlibel@yahoo.de adresinden bana ulaştırmanızı önemsiyorum. Sağlıkla kalınız, selam ve saygılarımla.
Print