2022-08-11
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Necla Çamlibel
 
Hüdai Morsunbul’e sahip çıkalım!
2022-05-06 23:39
Necla Çamlibel
Kürt çocuğunun kendi anadilini öğrenmesinden korkanlar, Türk çocuğunun dilini zehirleyenlerdir. I

Necla Çamlıbel

Biliyorsunuz, insan hakları, tüm insanların hiçbir ayrım gözetmeksizin yalnızca insan oluşlarından dolayı eşit, özgür ve onurlu yaşama hakkına sahip olmasıdır. Herkes, cinsiyet, ırk, renk, din, dil, yaş, düşünce farkı, ulusal veya toplumsal köken, zengin fakir gibi fark olmaksızın kanun karşısında eşittir.

Yine her çocuğun kendi anadilini öğrenmesi insan hakkıdır. İnsan hakları, insanın asırlar içinde önce düşünsel alanda, anayasalarda ve uluslararası sözleşmelerde yer alan ve korunması gerektiği konusunda ortak kanıya dayanan değerler bütünüdür. İnsanın salt insan olmakla kazandığı haklardır. Bu haklar, temelde bireyin herkese karşı ileri sürebileceği yetkiler bütünüdür. Kişi, bu hakları doğumla hatta doğum öncesinde kazanır. İnsan hakları, devletin baskıcı gücünü sınırlar; bireyi, devlet karşısında kimi hak ve yetkilere sahip öznel durumuna sokar, obje olmaktan kurtarır. İnsan hakları, bireye, insan olarak sahip olduğu ortak değerlerin sömürü, baskı, şiddet, saldırı ve her türlü olumsuz dış etkiler karşısında korunmasını isteyebilmesi yetkisini verir, evrensel niteliklidir. Mersin"deki ilgili makamlar ve yetkililer bu hakkı çiğnemiştir.

Eğitimci Hüdai Morsunbul’unda insan hakları, yasal çerçevesinde, Kürt çocuklarının anadilini öğrenmesi konusundaki mücadelesine karşılık, öğretmenlik yaptığı şehirdeki ilgili makamlarca haksız bir soruşturmaya tabi tutulmuştur.

Tekilci anlayışa sahip makam sahipleri, ülkenin temel sorunu olan, Kürt sorununa, Kürtlere bakışı ve çözümsüzlük konusundaki ısrarlarını bir kez daha, Morsunbul’ün çocukların kendi anadillerini öğrenmesi konusunda emeği sürgün edilişinden ve yaşadıklarında nasıl sürdürdükleri görülüyor.

Kürt sorunu ve anadilde eğitim son yılların en masumane talebi konularından birisi olarak hala çözüme kavuşmuş değil. Çünkü üniterci siyasi anlayış ve asimilasyondan politikalardan vazgeçmek istemeyenler bu talebi “bölünme riski” olarak görüyorlar. Oysa politik ve ayrımcı bir talep olarak görmek yerine bu talebi, her çocuğun en temel insani hakkı bir yaklaşım olarak görülse. Ne Kürtler ve çocukları ne de eğitim verenler ve anadilini konuşmak isteyenler her türlü baskı, eziyetlerle sürgünlerle karşılaşmayacaktır.

Morsunbul, 22 yılldır öğretmenlik yapmaktadır. Dört yıldır Türkçe öğretmenliği olarak çalıştığı Mersin Ulubatlı Hasan Ortaokulu’ndan alınıp başka bir okula sürgün edildi. Sürgün sebebi: Kürt çocuklarının kendi anadillerini öğrenmeleri konusunda gösterdiği çabadır. Yıllardır ülkede Kürtçenin lehçelerinin de eğitim dili, çocukların anadilini öğrenmesi konusundaki yasal değişikliklerin takipçisi oldu. Sürgün edildiği; Mersin Taşkent Yusuf Bayık Ortaokulu Türkçe Öğretmenlik görevini sürdürüyor.

Morsunbul sürgün nedenini ve yaptığı çalışmaları şu şekilde açıklıyor:

2020-2021 yılında 5. sınıf öğrencilerin tümünde Kürtçe (Zazaca) dersi seçilmesi hakkının verilmesi sonucu, 2021 Eylül ayında 300 Zazaca ders kitabı gelmiş ancak, okul idarecileri dersin verilmesine yasadışı bir şekilde engellediğini, Morsunbul’un, sürgün ve soruşturmaya tabi tutulmasındaki süreçle ilgili anlatılanlarından anlıyoruz. Şöyleki;

2021-2022 eğitim öğretim yılında bakanlığın gönderdiği içinde Kürtçe ve (Zazaca) dersinin de bulunduğu form Mersin Akdeniz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri tarafından yasadışı bir biçimde tahrip edildiğini. Kürtçe dersi bölümü kayıt formundan çıkarılıp Yaşayan Diller ve Lehçeler (……) yazılarak öğrencinin kendi anadili dersini seçmesi zorlaştırıldıklarını. Buna rağmen, kendisi bu konudaki çabasını sürdürmekte ısrar etmiştir. Ve şehirdeki yetkililerle ve okul müdürlükleriyle görüşme yolunu seçmiştir. Öğretmen Hüdai Morsunbul, okullarda dersin verilmesi konusundaki olumsuz ve baskılara rağmen kararlıca çalışmalarını yetkili, duyarlı siyasi parti ve sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle görüşmeye devam etmiştir. Tüm bu çabalar karşısında.

İlçe Milli Eğitim Müdürü seçmeli derslerle ilgili okul müdürleriyle yaptığı toplantıda Kürtçe dersinin seçilmemesi konusunda uyarıda bulunduğunu, oysaki kendisinin seçmeli derslerden Kürtçe için valilik tarafından şahsına verilen izin belgesi doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü, söz konusu çalışmayı, öğretmenlik yaptığı okul, ilçe milli eğitim müdürlüğü ve Mersin valilik bilgisi dahilinde yürüttüğünü belgelerle kanıtlıyor.

Dört yıldır yürüttüğü anadilin öğrenilmesi konusundaki bütün çalışmalar yasal çerçevede ve yetkili mercilerin bilgisi dahilinde gerçekleştirdiğini belgelerde görülüyor.

Eğitimci Morsunbul sürgün edilmekle bırakılmamış. Hakkında Türkçe dersinde Arapça ve Kürtçe konuştuğu ve bazı kelime ve cümleleri dikte ettiği iddiasıyla inceleme başlatılmış. Sürgün dışında maaş kesim cezası hayata geçirilmiştir. Bu da yeterli görülmemiş adli makamlara Türkçe dersinde Kürtçe öğrettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmuştur.

Seçmeli Kürtçe dersleri ile ilgilinin fazla olması sebebiyle, çalışmaları yürüttüğü şehirde ve okulunda yürüttüğü çalışmalar meyvesini vermeye başlayınca kimi caşlar gerçekle ilgisi olmayan iftiralar, şikayetler, suç duyuruları, tehdit ve baskıyla sindirilmek istenmiştir.

Yine bir başka ortaokulda açmak istedikleri Kürtçe yazılmış çocuk hikâye ve edebiyat kitaplarının da olacağı kütüphane açması, CİMER (T.C Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) üzerinden şikâyet sebepleri arasında şunlar sıralanıyor.

Türkçe dersinde Arapça ve Kürtçe konuşmak şikâyet konusu edilmekle yetinilmemiş. Bu şikâyete Selahaddin Eyyubi’nin Kürt olduğunu söylemek sürgün ve soruşturma sebebi olarak şikayetlerde bulunulmuştur.

Bu onurlu mücadeleyi taktir etmek yerine, Morsunbul’un bu çabasını taktir yerine itibarsızlaştırmak için; insan haklarına sığmayan, gerçek olmayan suçlara bir de bütün bunlar işe yaramayınca öğrenciye şiddet uyguladığı iddiası öne sürülmüş, ardından öğrencilerinin önünde gözaltına alınma çabası gerçekleşmiştir.

Tüm bunlar sürgün edilme ve maaş kesim cezasının verilmesi ile devam ettirilmiştir. Bu da yetmemiş adli mercilere Türkçe dersinde Kürtçe öğretmek, öğrenciye şiddet iddiaları ile suç duyurularında bulunulmuş.

Yine memuriyetten alınmasına yönelik girişimlerin caş ve bazı mihraklar tarafından suç üretilmek üzere harekete geçilmiştir. Her adımda yetkilileri bilgilendirip kanunlar çerçevesinde hareket ettiğini beyan eden Morsunbul, şu çağırıda bulunuyor. Tüm gelişmelerin ilgili makamlarca ve müdürlüklerce ve Kürt kamuoyunca takibini talep ediyor.

Kanımca, Kürt kamuoyunun da bu onurlu duruşa, soruşturmaya karşı daha duyarlı olmasıdır. Kürtler biliyor ki verilen ceza ve açılan soruşturma öğretmen Hüdai Morsunbul’e değildir. Kürt diline yönelik tahammülsüzlük.

Kürt çocuklarının anadili eğitim dilini öğrenmesinden korkanlar ve bu sürgün ve soruşturmaya sebep olanlar bilsinler ki; ne kendi ülkesine ne de o ülkede yaşayan çocukların annelerinin haklarını koruyamaz kadar çaresiz durumdalar. Kürt annenin çocuğuyla konuştuğu dilden korkan, Türk annesinin dilini zehirleyendir. Üniterci siyaset onların emdiği sütü kendine haram etmiştir.

Helal süt emmiş yetkililerin ve duyarlı makamların Kürt diline milletine karşı tahammülsüzlükten vaz geçip, Morsunbul’un bir an önce verilen cezaların kaldırılıp, soruşturmaların geri alınıp, görev yerine gönderilmesidir.

Ve Kürt çocuklarına lehçeleriyle anadilimizi öğreten Hüdai Morsunbul’un yanındayım. Demokrat, çağdaş, eşitlikten yana, aydınların, basın ve televizyonların özellikle Kürt aydın ve siyasi çevrelerin, kamuoyunun bu sürgün ve soruşturmaya daha duyarlı olmaya davet ediyorum.

Devam edecek.

Print