2024-06-24
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
Kemal Burkay
 
EY İNSANOĞLU, KENDİNE GEL! 1. Bölüm: ALTIN YENİR Mİ?
2024-02-23 23:31
Kemal Burkay
Bu isimle daha önce bir yazı yazmış mıydım? Galiba yazmıştım. Ama son olup bitenlere, özellikle de Erzincan-İliç’teki duruma bakınca aynı adla yeniden yazma isteğini duydum.

Aslında başlık şöyle olmalıydı: “EY İNSANOĞLU VE DE KIZI, KENDİNE GEL!” Çünkü olup bitenden yalnız oğullar değil, kızlar da sorumludur.

İliç’te, altın çıkarma adına güzelim doğa delik deşik edildi, kelleştirildi; toprak, su ve hava zehirlendi. Tepeler boyu toprak kayınca da bir bölüm işçi milyonlarca ton toprağın altında kaldı. Çevre halkı için yaşam koşulları yok edildi. Bu yıkımın etkileri ise,Çernobil misali, çok daha geniş bir çevreyi, belki Bağdat’a, Basra’ya kadar kötü biçimde etkileyecek görünüyor.

Ayrıca bu ülkede altın çıkarma adına yok edilen tek güzelim doğa parçası İliç’tekinden ibaret değil. Güzelim Kaz dağları dahil, ülkenin onlarca yerinde benzer bir durum yaşanıyor.

Altın dediğin nedir? Sarı renkli bir taş parçası… Doğadaki birçok taş parçası, bitki, çiçek gibi belki güzel. Deniz kenarındaki, ırmaklardaki çeşitli renkte küçük küçük taşlar gibi…

Ona böylesine önemli bir değeri, satın alma gücünü veren biz insanlarız. Kağıt paraya verdiğimiz değer gibi… Bir kağıt para beş lira değerinde de olabilir, bin lira değerinde de… Ona biz karar veririz.

Altın yalnızca boyna asılan, bileğe takılan, bazı ev eşyalarında sergilenen bir süs eşyası değil. Madeni ve kağıt para gibi onunla da yiyecek, giyecek, barınak satın alabiliriz.

Ama kâğıt para gibi altın da ekmek gibi, et gibi, sebze-meyve gibi karın doyurmaz. Elbise gibi sırtımızı, odun, kömür, doğal gaz gibi evimizi ısıtmaz. Bir kulübe ya da ev gibi bizi barındırmaz.

Sonuçta bizi doyuran, altın da olsa bir taş parçası değil, doğadır. Buğdayı, eti, meyveyi-sebzeyi doğadan ve kendi emeğimizin ürünü olarak biz sağlarız. Barınağımızı doğadaki taştan, topraktan, ağaçlardan, yine kendi emeğimizle biz yaparız.

Ama salt altın elde edelim diye toprağı, suyu, havayı bozarsak, ekin ekecek, hayvan besleyecek, sebze-meyve yetiştirecek toprak, tarla, yayla kalmaz.

Çağımızda olduğu gibi, beton yığınlarından dev kentler oluşturursak yine doğal ortamı yok eder, güzelim dünyayı hem kendimiz, hem tüm diğer canlılar, bitkiler, hayvanlar için yok ederiz.

Sonuçta bize gerekli olan altın değil, temiz topraktır, sudur, havadır.

Zaten altını çıkarmakta bizi işçi olarak kullansalar bile, sahiplenen biz değiliz;başka ülkelerin, biraz da bu ülkenin gözü doymaz kapitalistleri, yani sermaye sahipleri, zenginleridir.

Kapitalizm acımasızdır. Milyoner olurlar, yetmez, milyarder olurlar yetmez, trilyoner olurlar, yine gözleri doymaz.

Onlar hazinelerini altın-gümüşle doldurur, emekçi halk çoğunluğuna ise yoksulluk, açlık, işsizlik kalır.

23 Şubat 2024

(Devam edecek)



Print