2020-09-30
Skip Navigation Links
Destpêk/Anasayfa
Pêwendî/İlişki
Lînk
Skip Navigation Links
Video
Album
Arşîv
 
KÜRD SORUNUNUN VARLIK NEDENİ KEMALİST İDEOLOJİDİR
2020-07-30 15:21


Cumhuriyet Halk Partisi 37. Kurultayını yaptı. CHP’nin kurultay teması “iki yüz yıl” başlangıcında Türkiye’deki sorunları çözmek üzerine kurulmuştu. İki yüzyıldan kasıt Lozan Konferansı ve Cumhuriyetin kuruluşudur. Her iki olayın da yüzyılı devirip ikinci yüzyıla başlaması sürecinde CHP kendince Türkiye’deki sorunların tümünü çözeceğini deklare etti. Bu arada kurultayda çok yüksek bir oyla yeniden CHP genel başkalığına seçilen Kemal Kılıçdaroğlu"nun “Kürd sorunu kırk yıldır var neden çözülemedi, bunu biz çözeriz” cümlesi büyük alkış aldı. Kılıçdaroğlu ilk grup toplantısında da "bunlar tarih bilmiyor" diye iktidara yüklendi.

Ne yazık ki Kılıçdaroğlu da tarih bilmiyor. Çünkü Kürd sorunu yüzyılı aşkındır var. Yani CHP nin kurucu gücü "İttihat ve Terakinin” kuruluşundan beri ve CHP aracılığı ile “Türk yanı ağır basan” ve “Türkçü bir devletin” temellerinin atıldığı günden beri var. Kürdler yüzyılı aşkındır “statü” edinme mücadelesi vermektedir.
Kırk yıldır var olan sorun PKK"nin sürdürdüğü silahlı mücadeledir ki, PKK"nin Kürd sorunu diye bir derdi yok. PKK’nin türevi olan HDP de Kılıçdaroğlu gibi ortak bayrak, ortak vatan, ortak devlete, üniter yapıya bağlı ve ısrarla “Türkiyelileşme” sevdasına kapılmış olan bir hareket. Kılıçdaroğlu da egemen Türk siyaseti ve Türkçü resmi görüşün gördüğü gibi PKK sorununu “Kürd sorunu” olarak görüyor. Bu algı PKK’yi “terörist” olarak da gördüğüne göre bu egemen anlayışın Kürd sorunundan anladığı ortak algı "Kürd sorunu yok, terör sorunu var” yani, PKK sorunu var. PKK de terörist olduğuna göre Kürd sorunu bir “terör” sorunudur.

Türk egemen siyasetinin en ortak tavrı Kürd sorunundaki ortak algı ve ortak tavır siyasetidir. Türkler buna “Bekaa” sorunu diyor ve CHP genel başkanı “Alevi-Kürd” Kılıçdaroğlu da dahil tüm Türk siyaseti Kemalizme tutunan ve onun ruhuna sarılmak konusunda yarışan bir tutum içindedir. Daha da önemlisi Kürd sorununun varlığından nemalanan ve kendi siyasetlerine Kürd sorununun varlığından “anti terör” malzemesi üreten Türk resmi ideolojisinin adı, Kemalizm’dir. Kemalizm’in Kürdler bakımından adı ise “Kürdleri köleleştiren zihniyettir.” Yani Kemalizm “Türkçü” anlayışı bina etmiş ve bu binanın inşaatında CHP’yi çalıştırmıştır. CHP Mustafa Kemal"in kurduğu bir “kurucu parti”dir.
Türkçülük CHP’nin türediği “ İttihad Teraki” anlayışının eseridir. Mustafa Kemal ise bu işi daha da ileri götürerek “Türkçülüğü” “Tekçi”likle eş anlama getirerek “tek devlet, tek vatan, tek dil, tek bayrak, tek mezhep, tek siyaset vs.” algılarını topluma empoze etmiştir. Bu nedenle yüz yıla yakındır hala bugün de, egemen Türk siyaseti, "milli” “Tek” ve Türk” olguları üzerinde inşa edildiği için bu anlayışından ödün vermemekte ve iktidar ile muhalefetin arasındaki en önemli tartışma kavramı kimin daha çok “Atatürk ilkelerine bağlı” olduğu konusudur.
Sayın Kılıçdaroğlu bilmelidir ki, Kürd sorunu bir “terör” sorunu” değildir. O çok önemsediği “parlamenter demokratik nizamın” sistemi koruyarak çözebileceği bir sorun da değildir. Kürd sorunu iktidar veya muhalefetin yeni oluşturduğu bir sorun değil. Bu sorun bir sistem sorunudur ve Kürdlerin mevcut meriyetteki üniter; yani “tekçi” sistemle sorunu var. Kürd sorunu bir halkın ulusal demokratik hakları sorunudur, bir ulusun gasp edilmiş “kolektif haklarının” iadesi sorunudur. Kürd sorunu Kürd ulusunun kendi kaderini özgürce tayin edebilme sorunudur, Kürd sorunu, eşitlik adalet ve özgürlük sorunudur, Kürd sorunu bir Kürdistan gerçekliğinin kabulü sorunudur.

Şimdi böylesine ağır bir sorunu sayın Kılıçdaroğlu"nun önce kendisinin ve partisinin anlayışını ve algısını değiştirmeden bugünkü hali ile çözebilmesine olanak var mı? Ya da hangi siyasi parti eski tarz siyasetinden vaz geçmeden bu sorunu çağdaş ve demokratik normlara uygun bir biçimde, Kürdlerin adalet, eşitlik, özgürlük ve ulusal demokratik haklarına saygı temelinde çözebilir. Cevap yok. Çünkü Kürd sorununu çözmek konusunda “niyetli” ve “istekli” görünen Türk siyasetinin hiçbir kesimi yok.
Oysa ki Türkleri ikna ve de Kürdleri de razı edecek ve memnun bırakacak bir yol var. Bu yol kan barut ve gözyaşı gerektirmeyen, savaş ve kavga gerektirmeden, şiddet, terör ve gerilim yaratmadan, askeri poligonların dışında da çözülmesi mümkün olan; her iki ulusun da yararına olabilecek “makul” ve “münasip” olan bir çözüm yoludur. Bu çözüm yolu bugün dünyanın üçte ikisinden fazla ülkesinin yönetildiği, eşitlik, özgürlük ve adalet ilkelerine bağlı, çoğulcu demokratik ve federal bir yapıdır. Kürd sorunu bir toprak, dil, ve tarihsel realiteler sorunudur ve onun çözüm biçimi de bu gerçeklikler ışığında ancak mümkün olabilir. Kürd sorunu bireysel özgürlükler sorunu, ya da insan hakları ihlali sorunu ile sınırlandırılamaz. Kafalardaki karakollar yıkılmadan bu sorunu çözmek mümkün değildir. Mevcut yerleşik “algılar” değişip yerine “gerçek olgular” ikame edilmeden Kürd sorunu çözüm yoluna girmez.
Bugün Türkiye"de, seçim hakkını elde etmiş siyasi partiler arasında Türklerin ve Kürdlerin yararına olacak olan federal çözüm biçimini programına koyup Kürd sorununun çözümü için demokratik bir federasyon önerisinde bulunan tek parti Hak ve Özgürlükler Partisi / HAK-PAR"dır. Bu nedenle bu sorunun adil ve gerçek çözümü konusundaki en önemli muhatap HAK-PAR"dır. HAK-PAR, bu sorunun çözümü konusunda şiddeti ve askeri çözümleri ret eden, demokratik ve barışçıl yollar ve siyasal diyaloglar yolu ile çözüm öneren bir partidir. HAK-PAR"ın programının en önemli ve başat sorunu Türkiye"nin en eski, en ağır ve en önemli sorunu olan Kürd sorunudur. HAK-PAR, Kürd sorunu ağır bir sorun olmasına rağmen niyetli ve istekli olunması durumunda bu sorunun çok kolay bir biçimde herkesim tarafından da makul görülebilecek federasyon tezini de programının ana eksenine koymuş bir partidir.

Kılıçdaroğlu ilgili herkesle görüşüp bu sorunu çözmek için çaba harcayacaklarını söylüyor. Kürdler adına siyaset yapan Kürd kurumları var. En önemli olan kurum da Hak ve Özgürlükler Partisi, HAK-PAR"dır. Kılıçdaroğlu, HAK-PAR ile bu sorunun çözümü konusunda bir diyalog geliştirmek istiyorsa parti olarak bu sorunun çözümü konusundaki görüşlerimizi kendileri ile paylaşmaya hazırız.

Kürdler bu yeni yüzyılda mevcut şekli ile yaşamak istemiyor, özgürlük ve eşitlik istiyor. Demokratik bir düzen istiyor, onurlu bir yaşam istiyor. Kürdler bir statüleri olsun istiyor, ana dillerinde eğitim hakkı istiyor, dillerinin resmi dil olmasını istiyor.

Kısacası Kürdler, Türkiye’de Türk halkına tanınmış olan tüm hak ve imtiyazların aynısını kendileri için de istiyor.

Er ya da geç bu sorun demokratik yollarla çözülecek, barış içinde ve diyalog ile gerçek çözüme kavuşacaktır. Daha çok gözyaşına gerek yok. Bu kadar ana yüreği yakmaya gerek yok. Askeri ve güvenlikçi tedbirlerle bu sorunu çözmek mümkün değil. Kürdlerin şiddet ve terörle bir alakası yok. Terörle mücadeleyi bahane ederek Kürd sorununun çözümüne ambargo koymak, Kürdlerin temel ve insani haklarını rehin tutmak doğru değil.
Sorunların torunlara miras kalmasını istemiyorsak, bugün tam da bu sorunun çözüm zamanıdır. Kürdler isteklidir. Türk tarafı da niyetli olursa onurlu ve yararlı bir çözüm gerçekleşebilir.

Latif EPÖZDEMİR
Hak ve Özgürlükler Partisi /HAK-PAR
Genel Başkanı
Print