PSK PSK Bulten KOMKAR Roja Nû Weşan / Yayın Link Arşiv
Dengê Kurdistan
PSK
PSK Bulten
KOMKAR
Roja Nû
Weşan/Yayın
Arşiv
Link
Pirs û Bersiv
Soru - Cevap
Webmaster
psk@kurdistan.nu
 
 

ÇIKAR YOL – II

Teslimiyete karşı ulusal seçenek

Kemal Burkay

Kürt halkı son çeyrek yüzyılda Öcalan ve adamlarının peşinden giderek, PKK’nın yanlış yöntemlerine kanarak bunca büyük kayıplara uğradıysa, bundan dolayı yalnızca o yanlış adamları suçlamak doğru olmaz. Bu neden engellenemedi, diye sormak gerekir. PKK bunu yaparken, ya da birileri ona yaptırırken, ulusal hareketin öteki aktörleri bunu engellemek,  Kürt halkının önüne sağlıklı bir politika koymak için ne yaptılar?

Kuşku yok, bir bölümü yapılan yanlışı, daha doğrusu oynanan oyunu, daha baştan gördü ve gösterdi. Biz Kürdistan Sosyalist Partililer tüm enerjimizle, dilimizde tüy bitercesine yanlışı işaret ettik. Kürdistan’ın kuzey parçasında silahlı bir mücadele için koşulların elvermediğini, böyle bir girişimin macera, bedelinin ise ağır olacağını söyledik ve herkesi uyardık. Rejimin bizi, daha yeterince güç toplamadan çekmek istediği bu minderden uzak durmayı önerdik. Siyasal, demokratik, barışçı mücadele yöntemlerini salık verdik. O dönemi yaşamış, o günlerin siyasal mücadelesinin içinden gelen herkes bunu iyi bilir.

Ne yazık ki öteki ulusal aktörler arasında, hatta Kürt ulusal hareketine sempati duyan ve destek veren Türk solu saflarında bunu görebilenler, uyarılara aldıranlar az oldu. Eğer daha geniş bir kesim doğru tavır alabilseydi, durum çok daha başka olurdu. Bu kesimler içinde de ufuksuzluk, dar görüşlülük ağır bastığı içindir ki söz konusu yanlışlar sahnelenebildi. Bir kez silahlı eylem başladıktan sonra ise, kitle gözlerini oraya dikti ve davulun sesine gider gibi o yanda saflaştı.

Evet, bu yanlışın bedeli Kürt ulusal hareketi ve toplum için ağır oldu. Bunda, ulusal hareketi bu yanlıştan korumak için üstüne düşeni yapmayanların da epeyce payı var.

Şimdi, söz konusu yanlış yolda bunca ağır kayıplar verdikten sonra, Kuzeydeki Kürt ulusal hareketinde durum nedir? Yanlıştan gereği gibi ders çıkarılabildi mi? Sağlıklı bir yolda toparlanma için yeter çaba var mı? Eğer bu varsa, yaşanan acı deneyler yine de bir işe yaramış demektir.

Ne yazık ki, şu andaki manzara da bu bakımdan pek umut verici değil.

Öncelikle, söz konusu yanlış yolu izleyip batağa saplananlar bundan hiç ders almış değiller. Onlar Kürt halkından, Kürt yurtsever hareketinden değil, karşı taraftan, sömürgeci rejimden özür diliyorlar. Teslim olarak, Kürt halkını da kendileriyle birlikte boyun eğmeye çağırarak daha da kötü bir role soyundular.

Onların ardından gitmek, belli ki, bu kez de çözüm değil; bu, batağa daha derin biçimde saplanmak olur. Onlar Kürt hareketini dün terörize ettiler, şimdi ise pasifize etmeye çalışıyorlar.

Kürt ulusal hareketi ancak bilinçle ve onurla bunu reddederek, ihanete karşı tavır alarak kendisine yol açabilir. Söz konusu ihanet politikasına karşı ulusal istemlere kararlıca sahip çıkan bir seçenek yaratmak zorundayız. Çıkar yol budur.

Biz, yeni dönemde izlenmesi gereken politikayı “ne teslimiyet, ne macera” olarak niteledik.

Bu konudaki görüşümüzü Öcalan yakalandıktan ve PKK’nın teslimiyet politikası netleştikten sonra birçok kez dile getirdik. Günümüz dünya ve bölge koşullarında, yeni bir silahlı eylem, eskisinden daha beter macera olur. Zaten Kürt halkı savaş yorgunudur ve böyle bir girişime destek vermez. Yeni koşullar siyasal ve demokratik bir mücadeleye geçmişten daha çok elverişlidir. 20 milyonluk bir halk buna yöneldiği zaman, hiçbir sömürgeci ve militarist güç onu engelleyemez.

Sömürgeci rejim de bunu bildiği içindir ki, legal siyasal alanı Kürtlere kapamak, Kürtleri dağa itip orda tutmak için elinden geleni yapıyor.

Ama rejim, yeni dünya koşullarında bunu tümden engelleyemez. Kürt halkı son 15 yıldır ki bu alanda önemli deneyimler yaşıyor. Şu anda legal planda Kürt ulusal hareketi bakımından tümüyle farklı iki hat söz konusudur. Biri Apo tarafından izlenen, daha doğrusu karşı tarafın Apo eliyle oluşturduğu çizgi, ki bunu önce HADEP temsil ediyordu, sonra DEHAP sürdürdü; şimdi de bazı eski DEP’çiler eliyle sahneye sürülen Demokratik Toplum Hareketi… Bu kesim rejimin dümen suyunda bir politika izliyor, Kürt halkının tüm temel istemlerini ve ulusal değerleri bir yana bırakıyor.

Buna karşı ise legal planda, ihaneti reddeden, koşulların elverdiği oranda ve ölçüde, Kürt halkının haklı ve temel istemlerini savunan HAK-PAR var.

Bizce yapılması gereken bu ikisi arasında seçim yapmaktır. Ya bir halkın özgürlük davasından vazgeçme, sömürgeci rejime baş eğme, ya da özgürlük isteminden, Kürt halkının temel haklarından ödün vermeyen onurluca bir tutum..

(devam edecek) 
----------------------------------------------------
Yazarın önceki yazılarından:

Fransız Referandumu üzerine düşünceler
ÇIKAR YOL - I En başta umut gerekli
İşe yaramaz bir karar…
NE DEĞİŞMİŞ?.
Soykırım ve Yüzyıllık Nazizm
Kendi ordusunun işgali altında…
Türkiye’nin Kürt Politikası: Döverek Islah..
PKK’yı kim çözsün?.
Dün cami, bugün bayrak…
İstanbul sorunu artık Kürdistan sorunudur
Ermeni Soykırımı ve Orhan Pamuk Olayı
Bir kez daha laiklik sorunu ve Aleviler konusu
Ş I M A R I K…
Kürt Devleti ve Deli Dumrullar…
Dezînformasyon û Prowokasyon

 
 
PSK Bulten © 2005