PSK PSK Bulten KOMKAR Roja Nû Weşan / Yayın Link Arşiv
Dengê Kurdistan
PSK
PSK Bulten
KOMKAR
Roja Nû
Weşan/Yayın
Arşiv
Link
Webmaster
psk@kurdistan.nu
 
 
Sevinmek İçin Erken

Mesud Tek

Türk medyasında manşet olmaya devam eden “Ergenekon Operasyonu” ve yol açtığı gelişmeler, kamuoyunda çetelere karşı köklü bir operasyon başlatıldığı ve çetelerin üzerine bu kez ciddi bir biçimde gidileceği kanısını uyandırdı.

Geçen yıl, Ümraniye’de bir gecekonduda ele geçirilen ordu malı bombalarla ilgili olarak bir gurup emekli subay gözaltına alınmıştı.

Son birkaç günde de, Ümraniye’de bulunan bombalarla ilgili soruşturmanın devamı olarak gerçekleştirilen operasyonlarda, emekli subayların aralarında bulunduğu 40’a yakın kişi gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar arasında kimler yok ki..

Adı yüzlerce “faili-devlet” cinayetine karışan JİTEM’in kurucusu olduğu söylenen ve  TBMM Susurluk Komisyonu’na bilgi vermeye tenezzül etmeyen emekli Tuğgeneral Veli Küçük; “Yeni Kuvvacılar”dan, silah ve bayrak üzerine “ölme-öldürme” yeminleri ettiren, 13 bin kişilik “hain” listesi hazırlayan emekli Albay Fikri Karadağ; “301 Cemil’in” tetikçibaşı, 301’den yargılananlara yönelik düzenlenen linç seanslarının düzenleyicisi Avukat Kemal Kerinçsiz; Susurluk ‘un başrol oyuncularından Sami Hoştan, gazeteci Güler Kömürcü, yazar Ergün Poyraz, Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi Yasin Hayal’in avukatı Fuat Turgut ve adı Danıştay saldırısı ile anılan birçok sivil ve emekli askerler..

Bunlara bir de bizim “Dırêj Ali” (Ali Yasak) eklenince fotoğrafın görünen yüzü ortaya çıkar.

Ama Susurluk, yüzlerce “faili devlet” cinayetleri, Danıştay Saldırısı, aralarında yüksek rütbeli subaylar ve yargı mensuplarının da bulunduğu çetelerle Hrant Dink cinayeti ve Malatya Katliamının sentezi olan bu fotoğraf eksiktir.

Tamamlanması için, perde gerisindekilerin, Kenan Evren ve şûrakasının, Mehmet Ağar’ın, Tansu Çiller’in, dönemin Özel Harp Daire Başkanları’nın, Kürdistan’da görevli hakim ve savcıları hizaya getirmek amacıyla sağda solda bomba patlatan, Şemdinlilere, “teröristlere arka çıkmaları halinde başlarına neler geleceğini kavratmak için” kenti top ateşine tutan yüksek rütbeli subaylar ile “iyi çocuk” hamileri ve benzerlerinin de fotoğraf karesinde yer almaları gerekiyor.

Ergenekon Operasyonu konusunda, köşe yazarları, gazete manşetleri kadar coşkulu ve iyimser değiller.

Haksız da sayılmazlar.

Çünkü bu ülkede, sonunda fos çıkan böylesi onlarca operasyon düzenlendi.

Gazetelerde, bugünküne benzer manşetler atıldı.
Havada hamasi söylemler uçuştu.

“Gideceği yere kadar gidilecek” sözleri verildi.

Ama sonunda gidile-gidile bir arpa boyu yol alınamadığı görüldü.

Bu kez de öyle olmayacağının garantisi yok.

Çünkü olayları açığa çıkartıp suçluları cezalandırmakla görevli yargının durumu ortada.

Yargıda, hukuku devletin çıkarlarına kurban etmeyi yurtseverliğin bir gereği olarak gören, yüksek rütbeli subaylar karşısında hazır ola geçen hakim ve savcılar ağırlıkta.

“İyi çocukların” sırtını sıvazlayan Yüksek Yargı organlarına yol gösteren, hukukun ilkeleri değil, devletin korunması, Genelkurmay Brifingleri, bilgilendirme toplantıları..

Gerçeklerin açığa çıkarılmasında önemli görevler üstlenmesi gereken Medya cephesi de olumlu sinyaller vermiyor.

Taraf gazetesinin zorlamasıyla Dağlıca baskını ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili olarak farklı şeyler söylemeye başlayan gazeteler, Genelkurmay’ın konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada dile getirdiği tehdit ve suçlamalar karşısında sinmiş görünüyorlar.

Genelkurmay’ın “emekli subaylar bahane edilerek orduya karşı yıpratma çabaları sürdürülüyor” demesi halinde medyanın süt dökmüş kediye dönmeyeceğinin garantisi de yok. Bir avuç Don Kişot’un, Genelkurmay’ın açıklamasına rağmen kararlı tutumlarını sürdürmeleri ise, Türk medyasını temize çıkartmaya yetmez.

AKP hükümeti ise, değişiyor gibi yaparak değişmemekle, gündemi saptırmakla, militaristlerle, ırkçı ve şovenlerle uzlaşma gibi önemli işlerle meşgul.

AKP, Susurluk skandalı sırasında gerçeklerin açığı çıkartılıp sorumluların cezalandırılmasını isteyenleri “glu glu dansı yapıyorlar” diyerek alaya alan bir gelenekten geliyor.

TC Başbakanı Erdoğan, Şemdinli’de tükürdüğünü yaladı; “iyi çocuklar” karşısında dize geldi.

Şemdinli’de “iyi çocuklar”a dokunma cesareti gösteren savcıya dünya dar edilirken, Malatya Katliamı davasında katillerden ziyade katledilenler ilgili dosyalar hazırlayan savcı ise, görevinin başında.

Hrant Dink’ın öldürülmesinde dahli olan, delilleri karartan sivil ve askeri görevlilerin, katliamın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen yerinde kalmaları ve de terfi ettirilmeleri, AKP hükümeti konusunda iyimser olmamamız gerektiğini söylüyor.

Hrant Dink cinayetiyle ilgili ortaya çıkan belgeler, cinayetin devletin gözetiminde ve yönlendirilmesi altında ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’ne uygun bir biçimde işlendiğini ortaya koyuyor.

Durum bu kadar net ve açıkken Adalet Bakanı dilek kipi ile konuşuyor, “eğer” ile başlayan cümleler kuruyor: “Görevliler olaya karışmışlarsa eğer, gerekenler yapılmalı.”

Mubarek, Türkiye’nin değil de bir başka ülkenin Adalet Bakanı!.

Başbakan Erdoğan da Adalet Bakanı’ndan farklı konuşmuyor.

Gazetecilerin Ergenekon Operasyonu’na ilişkin bir sorusuna karşılık, “devlet çalışıyor arkadaşlar” diyor.

Evet, biz devletin bu konuda nasıl çalıştığını çok iyi biliyoruz.

Susurluk, Şemdinli ve Hrant Dink olaylarında devletin katilleri nasıl koruyup kolladığına şahit olduk

Devlet, suçluların bulunup açığa çıkartılması için değil, olayların bir an önce kapanması için çalışıyor.

.İşte bu ve benzeri nedenlerledir ki, köşe yazarlarının önemli bir bölümü, yoğurdu üfleyerek yiyorlar.

Değişik biçimlerde adlandırılan ve hemen hepsi devlet kaynaklı olan çetelerin ortak özellikleri, demokrasiye düşmanlık, AB karşıtlığı, Kürtleri inkar ve imha politikasının yılmaz  savunuculuğudur.

Devletle giderek uzlaşan AKP, “Türk-İslam Sentezi”nin ürünü bu çeteleri ortadan kaldır(a)maz.

Ya da çeteleşen devleti düzeltmek, AKP’nin altından kalkacağı bir iş değil.

Buna ne nefesi yeter, ne de programı.

Çünkü AKP “Türk-İslam” sentezinin bir başka versiyonudur.

Bu işin altından ancak, Hrant Dink’in ölüm yıldönümünde bir araya gelen on binler kalkar.

Yazarın önceki yazılarından:

“Gelin Canlar Bir Olalım”
Havuç-Sopa ve AKP’ye Dair
“Hak İçin Haklıdan Yana Olmak”
Sorti, Bombalama ve Bilime Katkıya Dair..
"Müslüman Mahallesinde Salyangoz Satmak"
"Ya Hezar Ya Sıfır"
Erdoğan ve Nobel
Baykal’ın Başına Düşen Taş
Samimiyet Sınavı-2
Türkiye Paşalar Cumhuriyeti
PKK Ateşkes İlan Etmelidir (*)
Tezkere ve Kararlılık
Çıkmaz Sokak
Olması Gereken..
Kemalizm İçin Kaygılanmak Kimin İşi?
Perşembenin Gelişi
Gerginlik Kapıda
Sözcüklerin Önemi!..
Şeyh Elo’nun Söyledikleri..
Bölücü Masalları
Kıyamet Koparken...
Anayasa ve Kürtler
Qandil’e Uzanmanın Ne Gereği Var?..
Çuvaldızı Kendimize Batırmalıyız
Seçimler ve Sonrası..
Rektörün Tuttuğu Ayna
Öcalan İçin Fırsat
Sular Giderek Isınırken..
Lafla Peynir Gemisi Yüzdürmek..
“İyi Çocuklar”a İş Çıktı
Polis Devleti
Papatya Falı
İran-ABD İlişkileri Açısından Ortadoğu
Zorlu Süreç
Hazır Başlamışken..
“Ne Şeriat Ne Darbe”
Malatya Katliamı ve Uğur Kaymaz
Bir Kez Daha Birlik Üstüne
Bremen Mızıkacıları
Şehidler Günü
Bağımsız Kürdistan
Newrozu Özüne Uygun Kutlamak İçin..
Malumun İlani
Evren Vakası ve Eli Taşın Altına Koymak
Kürtlere Ateş Etmek Serbest..
Davul ve Tokmak
Atı Arabanın Önüne Koymak
Milliyetçilik Yarışı
Ben Erdoğan Hayranıyım!..
Katil Kim?
Zor Günler
Samimiyet Sınavı
Yeni Yıl
Ankara Kriterleri-2
Geç Olmadan
Gelenek
“Ne Olacak Bu Irak’ın Hali”?
Bir Kez Daha Kerkük Üzerine
Sembol mü?
Demokrasi
Hayalleri Yasaklamak
Erken Ölüm
Törkiş İşi Demokrasi ve Sivil Çözüm!..
Her ikisi de aynı Orhan Pamuk
“Paşalar Cumhuriyeti”
Cadı Kazanı
Sıcak Günler
Başbakan’ın TİT Aşkı
“Bayrak Krizi”, Gerçekler ve Görevlerimiz
“Qandil Gönüllüleri”
Enfal
Yapışık Üçüzler
Kirlenme, Çürüme ve Çifte Standart
Hizaya Getirmek
Başbakan Doğru Söylemiyor
Şahinler ve Riyakarlar
Madımak
Zeytin Dalı
Yanlışta İsrar
“İyi Çocuk”lar Cenneti..
Filmi Başa Sarmak
Erdoğan’ın Sınavı
Süreç ve Önümüze Koyduğu Görevler
Tek Yanlı Aşk
Sadak’ın Sadakati
İpe Un Sermek
Güneyli Kürtlerin Büyük Sınavı
Kansere Razı Etmek İçin Ölümle Tehdit Etmek
Acaba Öyle mi?
Halepçe Olayları Neyi Gösteriyor, Neyi Gerektiriyor?
“Çeteler Cenneti”
Arapsaçı
Söyleyemediklerim ve Yapmadıklarımız..
Buzdağının Ucu (Mu?)
Aynaya Bakmak
Saygı Mı? Özgürlük Mü?
Militarizm Ve Çürüme
Yavaş Ama Emin Adımlarla İlerlemek...
İspanyol General Ve Ağca
Gel De Niyazi Usta’yı Anma

MGK’nin Yeni Yıl Hediyesi..
Hazırlıklı Olmak
Gündemimizin Değişmeyeni..
Fırıldak
15 Aralık Seçimleri ve Olası Sonuçları
Biz İşimize Bakalım-2
Demokrasi ve Ortadoğu
İyi Asker
Ayna Tutmak
Alışmakta Fayda Var
Üçüncü Ses
“Uzun, İnce Bir Yol”
3 Ekim, 15 Ekim ve Protokol
3 Ekim Sonrası..
Çürüme
Ne yazmalı?
DİSK
Zorlu Süreç ve Görevler
Yoğurdu Üfleyerek Yemek!..
Kim(ler)in kafası Karışık?
Başbakan Samimi Olmak İstiyorsa…
"Emrin Olur"
Sorun Kürt aydınları mı?
Ülkenin Gerçek Efendileri
Maksat “Terörün Kökünü kazımak”sa...
Londra Ve Kerkük
“Hukuk Herkese Lazım”

Aydınların Çağrısı ve Geçmişi Hatırlamak
Cellad Çağrısı
Eşik Aşındırmak
Rüzgarı Arkaya Almak İçin
Gaf
Yapılacak Başka İşler De Var
Bayrak Ve Ekmek
Endişe
Ar Damarı
Kürdistan Parlamentosu
“Sözde”
Darısı Başımıza!...
Bayrak ve Asimilasyon
Adar û Newroz
AB Ve “Bölücü Tilkiler, Koyunlar”

 
 
PSK Bulten © 2008